DÜNYA`DA ÖRNEK ÜLKE TÜRKİYE
Erdoğan Taşkıran - 30 Eylül 2013 Pazartesi

Ülkemizin her köşesinde değişik kültür,değişik sosyal yapı ve değişik din ve mezheplerin bir arada bulunduğu bu coğrafya üzerindeki halkların bize ve,dolayısıyla ülkemize getirdiklerini iyi bilmemiz gerekiyor.Bu mozayiği bir arada tutar ve buna göre değerlendirirseniz bu ülkenin ne kadar zengin bir kültür mirasına sahip olduğunu da iyi anlarsınız.

Bir kültür mozayiği içinde olan ve dünyaya coğrafyasına baktığımızda yer itibari ile ülkemizin bulunduğu yerin coğrafi olarak güzel bir yerde,aynı zamanda stratejik açıdan da önemli bir yerde bulunmaktadır.

Ülke olarak dünyanın doğusu ile batısı  arasında az da olsa  farklılığımız bulunsa da insan yaşamının ortak bir payda olması,diller arasındaki farklılıklar neticesinde bir fark olsa da sonunda bütün dünyanın ortak dili olan beden dili ile ortaklığımız vardır.Dinler farklı olsa da.İnsanca  yaşamın bir ortak hak olduğunu İslâm dini bize söylemiştir.

Dünya da müslüman olmayan fakat müslümanca düşünceler yok değil vardır.Milliyetçilik kavramı da dünyada bazı ülkede dinin önüne geçmiştir.Dünyadaki İZM'leri top yekûn ele aldığımızda bu kavramların da pek önermin kalmadığını görürüz.Bugünkü dünyada bu İZM'lerin bir çok ülkede yok olduğu ve silinip gittiği gerçeğini de unutmamak lazım.Ama kök olarak topraklardaki nemliliğini korumakda ve can suyu verildiğinde canlanabileceğini de ujnutmamak lazımdır.

Ülkemizde bu İZM'lerden zaman zaman kısa aralıklarla da olsa nasibini almış,global bir dünyada değişik adlarla  sinsi sinsi varlığını sürdürmektedir.

İşte bu güzal vatan topraklarında o kadar mükemmel bir yaşam biçimi var ki,dünyada eşi ve benzeri bulunmayan bir demokrasi anlayışının ve bunun getirdiği nimetler; bu ülkede yüzde 95'i müslüman olan vatandaşların layik devlet yapısı içerisinde 90 yıldır yaşamış olması da bunun göstergesidir.Bu bağlamda bir anımı hatırladım.Şöyleki..

DÜNYA'DA TEK VE ÖRNEK ÜLKEYİZ.

1988 yılında İstanbul Bayazıt semtinde bulunan Beyaz Saray Kitap Çarşısında kitapçıları dolaşırken bir kitap evi önünde bir yabancı ve daha sonra kendisi ile tanıştığımızda  Amerikalı olduğunu öğrendiğim ve aynı zamanda Amerika'da Chicago Üniversitesi'nde Antropoloji Kürsüsünde öğretim üyesi Prof.Michael E.Meeker olduğunu  öğrendim.Kendisi Türkçeyi  öğrenmiş  ve kendisi ile rahatlıkla anlaşabiliyordum.Kendisi ile değişik zamanlarda değişik yerlerde ama en çok ikamet ettiği yer olan İstanbul Bebek semtindeki evinde ve çevrede bulunan Bebek Parkı'nda  sohbetlerimizle geçti.

Amerikelı profesör  Michael E. Meeker 1966 yılında Trabzon'a gelmiş ve Trabzon'un ilçelerinden Of'da 6-7 ay kaldığını ifade etti.Ben de o yıllarda orada kaldığını teyid için bazı büyüklerime sormuşdum.Onu tanıyanlar da ona bir de lâkab(Takma ad)olarak"Of'lu Mahmud" adını takmışlar.Daha çok bu adla tanınmış.

 Kendisine ülkemize geliş sebebini sorduğumuzda ülkemize bazı araştırmalar ve incelemeler yapmak için geldiğini söyledi.Yıllar sonra ülkemize 1988 yılında da geldiğinde ilk gelmiş olduğu zamanlardaki araştırma konusunu daha da geliştirmiş  ve bu konularda makaleler,yazılar yazdığını ve hatta araştırmalarını bir eser haline getirerek kitap yaptığını söyledi.

Kendisine araştırma konusunu sorduğumda aldığım cevapdan son derece etkilendim.İşte bu   konuyu şöyle ifade etti.

 "Ben dünyada eşi benzeri olmayan tek ve özel bir ülke olan Türkiye'deki yaşam biçimini merak ettiğim için Türkiye'ye birkaç kez geldim.Mersin'e Fethiye'ye de geldim.Türkiye yüzde 95'i müslüman olan bir ülke.Bu ülke aynı zamanda demokratik ve layik bir devlet yapısı ile yönetiliyor.Bu şekilde her ikisi de bir arada nasıl yaşandığını merak ettim.Amerika'da görev yaptığım üniversite de bir Türk öğrencimin tavsiyesi üzerine bu konulardaki araştırmalarımı ve incelemelerimi yapabilmem için Türkiye'de bir çok yer bulunduğunu ancak kendisinin de Of'lu olduğu için Trabzon'un Of ilçesine gitmem gerektiğini ve söylemesi üzerine bu ülkeye geldim.Ülkenizde bir ilçeye Of'a gittim. Öğrencimin söylediği gibi araştırmalarımda da Of'lu din alimlerinin özellikle Doğu Karadeniz'de ilim irfan  yaydıklarını öğrenmiştim.Bundan dolayıdır ki o yıllarda Of'daydım.

Bazı aileler var ki bunlar hatırı sayılır aileler.Bunların ayrı ayrı kabristanları var.Kabristan bir olmalı diye düşündüm.Hanımlar beylerinin arkasından yürürler.Beyleri önde gider.Fakat orada gördüğüm ilgi ve alakada misafirperverliğin çok büyük etkisi vardı.Misafir  sever insanlardı.Bana bir çok zaman masraf ettirmezlerdi.Evlerine götürür ağırlarlar,yedirip içirirlerdi.Çok alışmıştım onlara.Sempatik tavırları,şakacı olmalarının yanısıra çok ciddi ve muhafazakarlardı.Yöresel kültür çok zengindi.Adeta yöresel folklorik özellikleri ruhlarına işlemişti "dedi ve bize anlatabileceklerini çekinmeden rahat bir tavırla anlatıyordu.

Ya bize anlatamayacakları ya da anlatmadıkları,onları da makalelerle Amerika'daki ilgili ağbilerine ilettiğini söyledi.Buradaki yaşam biçimimizi ve belki de bilemiyoruz.Son 30 yıldır bu ülkedeki olayların başlangıcında o sözde makalelerin ve senaryoların etkisi olabilirmiydi?

Belki de kim bilir ?

Doğu Karadenizin etnoğrafik yapısı hakkında da incelemeler yaptığını söyleyen bu Amerikalı'nın ve buna benzer birçok yabancının çok uzun yıllar önce ülkemizin değişik bölgelerinde değişik araştırmalar ve incelemeleri yapmak üzere ülkemize geldiğini düşünüyoruz ki,bugün ülkemizin bazı bölgelerindeki özellikle kültürel farklılıklardan da birşeyler çıkartarak,bölgelerdeki feodal yapıyı da işleyerek, kim bilir belki de birşeylerin taa o yıllarda yazılmış olan senaryoları yıllar sonra sahneye koymuşlar ve bu ülke topraklarında kardeşce yaşayan tüm vatandaşlarımızı bunca kanlı olaylar içerisine itmişlerdir.

Türkiye'nin Ortadoğu'nun adeta Jandarma Karakolu olduğunu düşünen müttefiklerimizin bu ülke üzerinde gönderdiği sözde araştırmacılarla neler yaptığını ve neler yapabileceğini de anlamak çok da zor olmasa gerek;

Yüce Türk milletinin bu gibi oyunlarla bölünüp parçalanacağını zannedenler,geriye bir dönüp tarihe bakmalıdırlar ki, bu yüce millet kimlerin torunları ve atalarının kimlerin olduğunu iyi okumalı ve iyi düşünmelidirler. Senaryolarını buna göre yazılmalıdırlar.

Bu yüce Türk milleti bu oyunlara asla gelmeyecektir.

 Tarihi geçmişi ile binlerce yıl bir arada kardeş gibi değil,kardeş olarak yaşayanları asla ve asla bölemeyeceklerdir.

Tek vatan tek millet ülküsünden asla vazgeçmeyeceğiz.Böyle bir düşüncemiz de yok ve olmamalı.

Onurlu bir millet sevdiği vatanını,ve o vatanın her köşesinden yediği ekmeğe,içtiği suya da,yaşadığı bu cennet  vatan topraklarına asla ihanetlik etmez.

Bu yüce millet susuzluğunu giderdiği kuyuya asla taş atmadı ve atmayacaktır.

Yukarıda yazdığım gibi Amerika'lı bilim adamının bile bu ülke için "Dünyada tek ve eşi bulunmayan  bir ülke Türkiye"demesinin altındaki gerçek işte budur.

Daha önceki yazımda belirtiğim gibi dünya da bir belgeyi hazine olarak kabul etmiş ve bu belgelerin yüz yıllarca nasıl ve ne şekilde muhafaza edildiğini daha dünya çözememiştir.Biz öyle bir neslin torunlarıyız. Altıyüz yıldan fazla yaşamış bir cihan devleti Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasındaki yaklaşık 40'a yakın devletteki müslüman olmayanlara dinlerini serbestçe yaşayabilmeleri için padişahlar fermanlar çıkartmışlardı.Biz böyle bir neslin torunlarıyız.

Kominizm'in insanları eşitlik adına,Emperyalizm'in sömürülen halkların sözde çıkarlarının korunması adına,Kapitalizm'in de  ekonomik özgürlük adına köleleştirildiği bir dünya da bu üç kavramın ve yaşam biçiminin asla bulunmasını istemediğimiz bu cennet vatanımızda  dostça ve kardeşçe yaşamaya devam ediyoruz.Böyle yaşamaya da kararlılıkla devam da edeceğiz.

Biz kimseleri rahatsız etmedik bizleri de kimse rahatsız etmesin.Biz kerdeşçe yaşamamızdan memnunuz.Daim olsun.

Hem Demokratik yaşam biçimi,hem de Layik devlet yapısı ile % 95'i Müslüman olarak bir arada yaşadıkları bu ülke dünyada tek ve örnek bir ülkedir.

Bu ülke vatandaşlarını bu vatanın kıymetini bilenlerden eyle Ya Rab..

Allah bu yüce Türk vatanını ve yüce Türk Milleti olarak birliğimizi,beraberliğimizi daim kılsın.

Büyük şair Mehmet Akif'in İstiklal Marşı Şiirinde dediği gibi..

Rûhumun senden ilâhi,şudur ancak emeli:

Değmesin ma'bedimin göğsüne nâmahrem eli!

Bu ezanlar-ki şâhadettleri dinin temeli,

 

Ebedî yurdumun üstünde benim  inlemeli.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
  • Nuri Kuru
  • 15 Ekim 2013 Salı
  • Harika bir yazı olmuş abi

  • hasta yatakları , hasta karyolası